Cuma , Haziran 25 2021
Ana Sayfa / Enerji / Bazı Ülkelerin %100 Yenilenebilir Enerji Sistemlerine Geçişini Engelleyen Faktörler

Bazı Ülkelerin %100 Yenilenebilir Enerji Sistemlerine Geçişini Engelleyen Faktörler

Yenilenebilir enerji üretim sistemlerine geçişte en müreffeh ülkelerden bazıları bile bu oranı %100 hale getirmede önemli kısıtlara sahip.

İzlanda çok az güneş ışığı ve rüzgar olduğu için muhtemelen sürdürülebilir enerji büyümesi konusunda düşük potansiyeli olduğu düşünülse de, ülkede şu anda tüm elektrik ihtiyaçlarını temiz enerji ile karşılımakta. Örneğin ABD’de, 2025 yılına kadar yüzde 30’a ulaşılması bile bir başarı olarak görülmekte.

100% Clean and Renewable Wind, Water, and Sunlight All-Sector En

Diğer ülkelerin, İzlanda gibi etkin bir geçişi sağlamalarının önündeki en önemli engelleri beş kategoride toplamak mümkün.

  1. Finansal Kısıtlar

En önemli engel, kurulum maliyetleri. Yenilenebilir enerji teknolojilerinde örneğin güneş panelleri ve rüzgar türbinlerinin bakımları diğer enerji teknolojilerine göre nispeten daha kolay ve ucuzdur, fakat ekipmanın ilk yatırım maliyetleri önemli bir kısıt oluştrumakta. Konut amaçlı olarak, kilovat başına kurulum maliyeti 2000 ila 3700 doları arasındayaken, rüzgar çiftlikleri için bu değer kilovat başına 1200 ila 1700 dolar arasında olabilmekte. Doğal gaz santralinde kilovat başına bu değer 1000 dolar seviyesinde.

Temiz enerji üretim teknolojileri her geçen gün daha uygun maliyetli hale gelimekte, ancak hala yeterli finansal uygunluğa erişmiş değil. Kredi veren kurumlar için daha çekici yatırımlar hala doğal gaz gibi daha düşük riskli yatırımlar.

  1. Siyasi Kısıtlar

Yüzde 100 yenilenebilir enerji hedeflerini karşılayan veya neredeyse karşılayan diğer ülkeler arasında Norveç, Kosta Rika, Etiyopya, Paraguay ve Arnavutluk bulunmakta. 2014 yılında karbon vergisinin kaldırılmasından bu yana Avustralya, emisyonlarının endişe verici şekilde artmaya devam ettiği görüldü. Sonuç olarak, ülkedeki elektrik daha az sürdürülebilir ve ayrıca her zamankinden daha pahalı hale geldi. Bu bakımdan Avustralya, kendisini Birleşik Devletler’in yanında, yenilenebilir enerjileri geniş ölçüde destekleyen vatandaşların olduğu, ancak bunu yapmayan bir ülke olarak tanımlanabilir.

Örneğin Almanya’da milletvekilleri, yeni iş türlerinin büyümesini teşvik etmek ve Almanya’nın Paris Anlaşması kriterlerini karşılamasına yardımcı olmak için finansal teşvikler yoluyla güneş enerjisi kurulumlarını teşvik etmeyi kabul ettiler. Ne yazık ki, daha yakın zamanda, Muhafazakârlar ve Sosyal Demokratlar, 2020 yılına kadar emisyonlarda yüzde 55’lik bir azaltma hedefinin “gerçekçi olmadığı” konusunda anlaştıklarında, siyasi engel Almanya için yeniden bir sorun haline geldi.

ABD’de, yüzde 100 yenilenebilir enerjinin önündeki siyasi engel; son derece etkili bir petrol endüstrisi lobisi ve hükümet yatırımlarını ve temiz enerjideki teşvikleri artırmak yerine başarısız olan kömür endüstrisini desteklemek için boşa harcanan, yanlış yönlendirilmiş çabalar.

Çin ise, yenilenebilir enerjiye yönelik kamu harcamalarını çarpıcı bir şekilde artırarak bu süreçte yığınlar halinde yeni işler ve yepyeni fırsat türleri yarattı.

  1. Coğrafi Kısıtlar

Verilere göre yenilenebilir enerjilere dönüşüm konusunda en başarılı olan ülkeler genellikle daha küçük boyutta olanlar. Güneş ve rüzgar gibi yenilenebilir enerjilerin, nükleer ve kömür santrallerinin aksine “merkezi olmayan” güç kaynakları sınıfında yer alır. Bu, yenilenebilir güç altyapısının ölçeklendirilmesini çok daha kolay hale getirir ve eski güç kaynaklarına göre daha modüler ve güvenilirdir.

Yine de, konu yenilenebilir enerji kurulumları için yeni yerler seçmeye geldiğinde coğrafya inatçı bir engel olmaya devam eder. Bir ülkenin yenilenebilir şebekesine güç veren “çiftlikler” daha dayanıklı olsalar bile, iletim hatlarının tasarlanmasını ve kurulmasını gerektirir. Eski teknolojiler gibi, bu başarıyı elde etmek, doğru saha seçimi, toplum ilişkileri ve finansman dahil olmak üzere birçok önemli parametreyi içermekte. Örneğin yeni bir kurulum için zemin kırılmadan önce saha için çevresel iyileştirme gibi kendi içinde zorluklarla başedilmesi gerebilir.

  1. Depolama Kısıttı

ABD’de bir yerde, ağırlıklı olarak güneşli bir iklimde, bir binaya güneş enerjisi eklemek veya yeni bir güneş enerjisi çiftliği kurmak istediğiniz ideal bir sitede bulduğunuzu varsayalım. Pratik güç depolama çözümlerinin eksikliği, burada ve başka yerlerde güneş enerjisi büyümesi için en ciddi teknolojik darboğazlardan biri olarak karşımıza çıkar.

Amerika Birleşik Devletleri ve diğer sanayileşmiş ülkeler nispeten pil depolama kapasitesi arttırmakta, ancak lityum iyon ve diğer pil teknolojilerinin teknolojik sınırlamaları nedeniyle büyüme yavaş olduğu görülmekte. Bu diğer ülkeler için de önemli bir sorun teşkil etmekte.

  1. Yanlış Bilgi

Politika, para ve teknoloji kısıtlarının yanında, en önemli bir diğer kısıt da yanlış bilgilendirme. Örneğin, güneş panellerinin sadece aşırı derecede güneşli ortamlarda enerji üretebildiği bilgisi yanlış bir bilgidir çünkü fazla güneşli olmayan alanlarda da güç üretebilmek mümkün. Amerika’nın daha fazla bulutlu bölgelerindeki çok sayıda işletme sahibi ve ev sahibi, Florida ve California gibi yıl boyunca güneş ışığına alışık olmadıkları için güneş enerjisi tesisatlarının sunacak hiçbir şeyi olmadığını varsaymaktalar. Bulut örtüsünün ideal sonuçlar sağlamadığı doğrudur, ancak bundan yararlanmak için durmaksızın güneşli bir iklimde yaşamanıza gerek yoktur.

Diğer kalıcı efsaneler arasında güneş enerjisi ve diğer yenilenebilir tesislerin ev sahipleri için bakımının zor veya pahalı olduğu ya da güneş panellerinin mülk değerlerini düşüren bir görsel çirkinliğe neden olduğu. Gerçek şu ki, araştırmalarda ev arayanlar genellikle fotovoltaik güneş paneline sahip bir ev için fazladan 15.000 $ ödemeye istekli olduğu yönünde.

Kaynak: Altenergymag.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.